Yeşilyurt
Malatya
01 Ağustos, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

"Herşeyi Bilmek İçin Profesör Olmak Şart mı ?"

"Herşeyi Bilmek İçin Profesör Olmak Şart mı ?"
Özellikle Anadolu coğrafyasında sıklıkla karşılaştığımız, "Doktorsa/Profesörse her konunun uzmanıdır. Yani her şeyi profesör bilir.."

Geçenlerde bir dost mekanında futbol muhabbeti ederken, konu ekonomiden girip, dünya siyasetinden çıkıyor; arada depremler, kentsel dönüşüm, esnafın hali, dükkan kiraları, meşhur çıplak heykel, yapay zekâ ve hatta tarım politikaları teğet geçiliyordu. Derken masamıza sonradan gelen yaşlı Hüseyin dayı noktayı koydu:
"Geçen TV'de bir profesör doktor söyledi, kesin böyledir! Adam profesör yani, bilmeyecek de biz mi bileceğiz?"
İşte tam o an, toplumumuzun kılcal damarlarına kadar işlemiş o kadim kabulle bir kez daha yüzleştim: "Her şeyi bilmek için doktor, hatta profesör doktor olmak lazım!"
Ünvanın Büyüsü ve "Her Şeyin Uzmanı" İllüzyonu..
Bizler unvanlara, etiketlere ve vizite kartlarına pek meraklı bir toplumca büyüdük. Beyaz önlüğü, akademik cübbeyi gören gözler, ardındaki bilginin hangi alana ait olduğunu sorgulamayı genelde ihmal ederiz. Tıp doktoru olan bir hekimin futbolu yorumlaması, deprem uzmanı bir profesörün eğitim sistemi üzerine ahkâm kesmesi ya da mühendis bir akademisyenin sosyolojik tahliller yapması kimseye garip gelmez..!
Peki, gerçekten öyle mi? Bir alanda doktora yapmak, unvanın başına "Prof. Dr." yazdırmak insanı her konunun uzmanı yapar mı?
Bilginin derinleşmesi: "Çok Şey" değil, "Bir Şeyi" derinlemesine bilmek
Bilim dünyasında "doktor" unvanı, sanılanın aksine her şeyi bilmek demek değildir..!!!  Aksine, çok dar bir alanda derinleşmek demektir. Yani bir profesör, dünyadaki her şeyi değil; kendi uzmanlık alanındaki o küçücık konuyu dünyada en iyi bilen birkaç kişiden biridir.
Ancak günümüz medya düzeni ve sosyal medya akışı, bu uzmanlık sınırlarını darmadağın etti. Televizyon kanallarında sabah sağlık, öğlen siyaset, akşam ise futbol tartışan "kadrolu profesörler" türedi.
Her konuda fikri olan, her soruya verecek bir yanıtı bulunan bu profiller; ne yazık ki "Bilmiyorum" deme erdemini unutmuş durumda. Oysa gerçek bilimsellik, tam da uzmanlık alanının bittiği yerde durup, "Bu benim alanım değil" diyebilmektir.
Her şeyi bildiğini iddia eden anlayış, bilgiye erişimin bu kadar kolay olduğu bir çağda büyük bir bilgi kirliliğine yol açıyor.
Deprem uzmanından beslenme tavsiyesi alıyoruz.
Genel cerahtan döviz kuru tahmini, futbolu dinliyoruz.
İlahiyatçıdan yapay zekâ geleceğini öğrenmeye çalışıyoruz.
Sonuç? Her konuda biraz bilgisi olan ama hiçbir konuda derinliği bulunmayan, yanlış yönlendirilmiş bir toplum.
Asıl İhtiyacımız Olan Şey: Şüpheci ve Eleştirel Akıl
Köşe yazısının başındaki soruya dönersek... Her şeyi bilmek için profesör doktor olmaya gerek yok, çünkü zaten hiç kimse her şeyi bilemez..! Hele hele profesyonel futbol kulüp yönetimini bildiğini iddia etmesi, o kuruma ne kadar zarar verdiğini gösterir...
Toplum olarak ihtiyacımız olan şey, unvanlara körü körüne biat etmek değil; bilginin kaynağını, alanını ve geçerliliğini sorgulamaktır. Bir hekimin tıbbi tavsiyesini baş tacı ederken, uzmanlığı dışındaki konularda söylediği sözleri kişisel bir fikir olarak değerlendirebilme olgunluğuna erişmeliyiz. Yani yok hükmünde düşünebiliriz.
Unutmayalım; en tehlikeli cehalet, hiç bilmemek değil; ünvanların arkasına sığınarak her şeyi bildiğini zanneden zavallılardır..!!!

Not: (Malatya'da futbolu kullanarak, vekil olunmaz efendi..) vesselam...

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.